Gotik Mimari

 

Gotik mimari 12. yüzyılda ortaya çıkarak…

Gotik mimari 12. yüzyılda ortaya çıkarak 16. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiştir.  Gotik Mimari Haçlı seferlerinin başarısızlıkla sonuçlanması ve daha farklı sebeplerden dolayı inancını kaybeden, kilisenin etkisinin azaldığı halk üzerinde yeniden otorite kurmak için dönemin din adamları etkisiyle ortaya çıkmıştır. Bu dönem yapılan katedral ve kiliselerin amacı Tanrıyı yüceltmek Hıristiyanlığı yaymak ve piskoposlar ve zengin tüccarların güçlerini göstermek amacı taşımaktadır. Bu yüzden yapılan katedraller, kiliseler Romanesk mimarisinin aksine şehirdeki diğer yapılardan daha yüksek ve şehrin her yerinden görülecek şekilde tasarlanmıştır. Kiliseler ve katedrallerin göğe doğru yükselen gösterişli yapıları, kralların ve Hıristiyanlığın insanlar üzerindeki gücünü göstermeyi amaçlamıştır. Ayrıca Gotik mimaride İncil’den kesitler sunan heykeller, vitraylar ve duvar resimleri gibi diğer mimari unsurlarda bulunur.

Gotik mimari ilk olarak Fransa’nın kuzeyinde, Paris ve çevresinde görülmektedir. Fransız tarihçi ve mimar olan Abbot Suger tarafından 1122’de tasarlanan St. Denis Kilisesi Gotik mimarinin ilk örneği olarak kabul edilir. Abbot Suger’in St. Denis Kilisesi’ni doğu seyahatinde gördüğü sivri kemerli ve detaylı süslemelerden oluşan yapılardan ilham alarak tasarlamıştır.

Gotik üslup çoğunlukla katedral ve kilise mimarisinde  görülmektedir.

Gotik Mimari Özellikleri

  • Gotik mimari özellikle dinsel binalarda daha fazla kullanılmıştır.
  • Gotik mimaride öne çıkan en belirgin özelliklerden biri de sivriliktir. Dilimli kubbeler, yuvarlak kemer yerine sivri ve birbirini kesen kemerler kullanılmıştır.
  • Yapıların büyük olmasından dolayı artan ağırlıkları yayabilmelerine yardımcı olan inşaat tekniklerinden birisi olan dayanma kemeri Gotik Mimarinin karakteristik özelliklerinden biridir. Dayanma kemerleri ağırlığın yayılmasını sağlayarak duvarların üzerindeki yükü alıyor ve bu yükü direkt olarak zemine aktarıyor bu da yapının daha sağlam olmasını sağlıyor. Kemerin yapıya sağlamlıkla birlikte kattığı diğer özellik ise ayrıntılı tasarım bu yüzden de gotik mimari süslemeleri sayesinde daha estetik ve güzel görünüm sağlıyor.

  • Gotik mimaride kullanılan sivri uçlu kemerler eserin iç kısmına dikkat çekmekte. Sivri uçlu kemerler hem pratik hem de daha dekoratif iç mekan tasarım imkanı sağlıyor. Sivri uçlu kemerler ağır tavanların ve hacimli yapıların gücünün yayılmasını sağlıyor ve aynı zamanda eski yapılarda kullanılan sütunlara oranla çok daha fazla ağırlığı destekleyebiliyor. Böylece yapılar daha fazla dikey uzunluklara olanak sağlayarak yapıların çok daha uzun olmasına olanak veriyor.
  • Sivri uçlu kemerler sonucu gotik mimarinin diğer bir karakteristik özelliği olan kubbeli tavanlar ortaya çıkmıştır. Uzun ve heybetli bir görünümü olan kemerlerle ortaya çıkan kubbeli tavanlar da yapıları ihtişamlı ve zarif gösteriyor. Böylece Gotik Mimari ile yapılar fonksiyonel olmaktan çıkarak estetik ve güzel görünüme kavuşmuş oluyor.
  • Gotik Mimariyle birlikte çoğalan ve büyüyen pencereler içeriye daha fazla ışığın girmesini sağlayarak yapıları kasvetli havadan kurtarıyor. Yüksek pencereler ışığın ve havanın daha fazla girmesini sağlarken aynı zamanda pencerelere yapılan vitray çalışması da iç mekanda buğulu mistik bir atmosfer oluşmasını sağlıyor.

  • Gotik Mimarinin bir diğer özelliği olan insan ve yaratık heykelleri hem süsleme aracı olarak hem de çatılarda biriken suyun tasfiye edilmesi için kullanılıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir